Menü Ordu Hürses Gazetesi
Abdullah ALTAŞ

Abdullah ALTAŞ

Tarih: 19.12.2022 08:53

ORTAK KELİMELER VE ORTAK KÜLTÜR

Facebook Twitter Linked-in

 

1907 - 1974 yılları arasında yaşamış olan ünlü edebiyatçımız Nihat Sami Banarlı, İstanbul 'da dünyaya gelmiş, İstanbul'da vefat etmiştir. 

Nihat Sami Banarlı, Türkçe olmayan, daha sonraları dilimize giren kelimeleri fethedilmiş topraklara benzetmiştir. Fethedilen topraklar, fethedildikten sonra olduğu gibi bırakılmamış üzerinde kendi mimarimiz ve kültürümüzü, zevkimizi nasıl ki ilave yapmışsak; bize, dışarıdan girmiş, dışarıdan almış olduğumuz, beğendiğimiz kelimeler olmuş, bu kelimeleri kendi  zevk ve söyleyiş tarzımızı ilave etmiş, ona göre söyleyip benimsemişizdir. 

Fethettiğimiz toprakları nasıl ehlileştirdiysek, dışarıdan aldığımız kelimeleri ehlileştirmişizdir.  Artık o kelimeler fethedilmiş topraklar gibi bizim malımız olmuştur, Türkçeleşmiştir. 

Avrupa coğrafya ve kıtasını meydana getiren ülkeler birbirleriyle sınırdaş, inançları ve kültürleri itibariyle birbirlerine yakındırlar. Hatta, konuştukları dillerin içinde kelimeleri ve o kelimelerin içinde geçen bazı harf değişiklikleri olsa bile birbirlerine telaffuz açısından benzemektedir. Örnek olarak, İngilizce - chestnut- kestane 

Almanca-kastanie- kestane 

Fransızca - chataigne- kestane 

İspanyolca-castana - kestane

Bu benzerlikte onlarca örnek vardır. 

Bu kelimelerin bir çoğunu bizde kullanıyoruz, rahatsız da değiliz. Bizden de birçok kelime, bizden de başka ülke ve kültürlere geçmiştir, bundanda memnuniyet duyarız. 

Ülkemiz Arap ve fars coğrafyası ile yüzlerce yıl sınır komşuluğu yapmış aynı zamanda hala komşu dur. Aynı coğrafyanın insanı olarak birbirimizi görmüş, birbirimizle iletişim kurmuş, birbirimizin yemek kültüründen tutunda musiki kültüründen ortak dil ve kelime kültüründen belirli oranlarda etkilenmişizdir. Bu gayet doğal bir durum dur. 

Ülkemiz Avrupa ile de komşudur, sınırları vardır. Doğal olarak ülkemiz bu coğrafyada ki, bu bölgede ki komşu, sınırdaş devletlerle de yüzyıllardır iletişimi olmuş hala da bu iletişim ve etkileşim devam etmektedir. Gerek ülkemiz, gerekse özellikle balkan ülkeleri arasında, mutfak kültürü, musiki kültürü, kullandığımız ortak kelimeler söz konusudur. 

Durum böyleyken, yıllar öncesinden farklı bir proje anlayış mensubu birtakım insanlar, kurumlar, ivedilikle ve acelecilikle insanımızın çok önemli bir problemiymiş gibi, sanki birbirimizi anlamıyormuşuz gibi, bizim malımız olan, söylerken ruhumuza haz veren birtakım veya birçok kelimeye alternatif arama gayretine girmiş bundada yarıyarıya başarılı! Olmuşlardır. Bir ülkenin içinde yaşayan insanların en büyük önceliği ekonomisi ve hayatını kolaylaştıracak olan teknoloji ihtiyacıdır. 

Etki eden, yetki verilmiş olan bir gurubun insanın bu temel ihtiyaçlarını değil de,!apar topar belli bir kültürün, iletişim içinde olduğumuz bir kültürün artık bizim malımız olan kelimelerini geri iade etmek, kelimelerimizi Türkçeleştiriyoruz diye uyduruklaştırma eylemi düşündürücüdür! 

Mesela, "İmkan" kelimesi. Bu kelimeyi anlamayan var mı? 

 "İhtimal" kelimesi. Bu kelimeyi anlamayan var mı?  

Hele o güzel şarkılarımızın içinde geçerken hissetiğimiz haz!  Bir şarkımızın içinde geçen "Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?" 

Şimdi bunu şöyle söyleyelim " Bir 'olasılık' var o da ölmek mi dersin?  Aynı tadı verdi mi? Hayır! 

Gene bir şarkımızın içinde geçen bir cümle, " Seni görmem imkansız imkansız " 

Şimdi bunu şöyle söyleyelim" Seni görmem olanaksız olanaksız" aynı tadı verdi mi? Hayır! 

Bu örnekler çoğaltılabilir. 

 

"Onlara, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın! denildiği zaman, biz ancak düzelticileriz, derler" 

                                         (Bakara suresi 11. Ayet) 

          

"İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun bilincinde değillerdir." 

                                        (Bakara suresi 12. Ayet)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —