Kadın, duyduğu bu sözlerden hemen sonra, kendine geldi. Şoka girmişti âdeta. Gördüğü şey, rüya mıydı, gerçek miydi, ayırdedemiyordu Ama oğlunun hayali, bütün canlılığı ile gözlerinin önünde, yardım isteyen sesi de kulağındaydı. Kalktı şezlongtan, hemen bir arkadaşını aradı telefonla:- Şeey.. Ayla hanım, Ayla Hanım, hemen bana gel!..Koşarak geldi Ayla hanım. Heyecan ve korkuyla: - Ne var, nen var senin Bedriyeciğim? Dedi. Bedriye hanım, korkulu ve tedirgin gözlerle:-Hemen bir araba, bir araba derhal..Olağanüstü bir durum olduğunu anlayan Ayla hanım, kendilerine ait olan bir otomobili göstererek:-İşte araba kapıda, dedi. Al götür nereye götüreçeksen.-Anahtar, arabanın anahtarı?..Evine geçti hemen Ayla hanım (zaten villanın bahçe duvarlarının hemen yanındaki ilk evdi Ayla hanımın evi) arabanın anahtarını aldı ve:-Ne oldu, niçin konuşmuyorsun? Biz de yardımcı olalım! Diyerek anahtarı verdi Bedriye hanıma.Bedriye hanım:-Sonra konuşuruz, diyerek gayet telaşeli ve kendine olan hakimiyetini kaybetmemeye özen göstererek arabaya bindi ve hızla uzaklaştı.İçi içine sığmıyordu. Yolları bile puslu görebiliyordu. Sürekli kornaya basıyordu. Bazılarının yol vermekte gecikmesine veya nazlanmasına fena halde öfkelense de, aklı hep oğlundaydı. Bir kaza yapmamak için Allah’ına dua ede ede kırk km. kadar yol aldı. Artık şehrin haricine çıkmıştı. Süratini daha da arttırdı. Bir polis devriyesi önünü kesti:-Hayrola, dedi ekip amiri, ne sürat böyle bayan? Gözleri bulanık, gönlü kederli olan Bedriye hanım, cevap verdi:-Oğlumu kurtarmaya gidiyorum, kaza geçirmiş. Lütfen beni oyalamayın..Polisler birbirlerine bakındılar. Bu kadının hali gerçekten durumunu ele veriyordu. Ekip amiri, emir verdi görevli arkadaşlarına :-Hadi bakalım, bu bayana yardımcı olun.Bunun üzerine iki polis memuru, bayanın ara basına bindiler, ama, onu direksiyona oturtmadılar. Polisin biri, arabanın kumandasını eline aldı ve hızla hareket ettiler. Kadın, tarif ediyordu yolları. Çünkü buraları genç kızlığından beri bilmekteydi. Kilyos sahillerinin üstten görüldüğü tepeye çıktılar.Bedriye hanım korkularla, heyecan dalgaları ile karmakarışıklaşmış halde, sağına soluna bakınıyor, fakat, oğlunun arabasını göremiyordu. Polisler de acıyarak kadına bakmıyorlardı, arada bir de etraflarına.Polis memurunun biri:-Şu uçurumun başına varalım. Karadeniz kıyıları oradan daha iyi görünür, dedi.Oysa kadın, ikisinden de daha iyi biliyordu buraları ama, aklı karışmıştı bir defa.Birlikte elli metre kadar yürüdüler.Devam edecek....