İkinci kez gidince daha fazla alırız,
Bu kıtlık yıllarında karnımız tok kalırız.
Babaları Yakup’a kesin bir söz verdiler,
Vallahi getiririz “Allah şahit” dediler.
Evladım o şehire ayrı yerlerden girin,
Endişe ediyorum haberleri bildirin.
Güzel giyiniyorlar, yakışıklı gençlerdi,
Baba Yakup onları nazardan esirgerdi.
Hep ikişer oturttu Yusuf da her birini,
Kendi yanına aldı kardeşi Bünyamin’i.
Dikkatlice sofrada yemekleri yediler,
Fark ederek durumu bir birine dediler.
Hep ikişer olarak misafir etti evde,
Kardeşi ağırladı kendi kaldığı yerde.
Dediki Bünyamin’e “Kardeşim olur musun?”
Ağabey kabul etsen, beni dost bulur musun?
Senin gibi ağabey ben hiç istemez miyim?
Lakin soran olursa nasıl cevap vereyim?
Annemin adı Rahil, babamınsa Yakup’dur,
İkisi de Allah’a inanmış temiz kuldur.
Annen, baban kimlerdir onları bilmiyorum,
Bilmediğim şeylere getiremem bir yorum.
Kardeşi konuşurken Yusuf hemen ağladı,
Öyle bir anlayış ki ciğerleri dağladı.
Nedir Allahım nedir, bu başıma gelenler?
Suçsuz günahsız yere bana ceza verenler.
Annem babam aynıdır, kader ayırdı bizi,
Allahım kavuşturdu, rahmet kuşattı bizi.
Seninle ben birlikte aynı anne babadan,
Ver elini elime ayırmasın Yaradan.
Bunu gizli söyledi öbürleri duymadan,
Gerçek nedir öğrendi hiç şeytana uymadan.
Öyle bir sarıldı ki kardeşinin boynuna,
Gelmeyelim can dostum şeytanların oynuna.